Günümüzde oldukça sık görülen meme hastalıkları, kadınların hekime başvurmasının önde gelen sebeplerinden birini oluşturur. Güzelliğin ve doğurganlığın simgesi olan meme kadın sağlığı açısından büyük önem taşır.

Meme, hormonların kontrolü altında büyüyen ve gelişen bir organdır. Ergenlik döneminde öncelikle kadınlık hormonu olan östrojenin salgılanması ve daha sonra progesteron hormonunun da etkisiyle meme dokusu gelişerek erişkin hacmine ulaşır.

Bayanlar memelerini kendi kendilerine kontrol etmeleri, gerek iyi huylu meme kitlelerinin bulunması ve gerekse erken meme kanseri tanısında çok önemlidir. Bunun için öneriler şunlardır:

  • Her ay belden yukarı tamamen çıplak olacak şekilde bir aynanın karşısında memelere bakılması, meme uçlarından birinin dışa veya yukarıya bakması uyarıcı olmalıdır
  • Memelerdeki damarlanma, kızarıklık olup olmadığı ve ödem dediğimiz şişkinlikler kontrol edilmelidir
  • Banyodan sonra giyinmeden yatağın üzerine sırtüstü uzanarak yapılan kendikendine meme muayenesi son derece değerlidir. Ayakta veya oturarak yapılan meme muayenesi önerilmez
  • Anne, kız kardeş gibi akrabalarında kanser olanlar erken yaşlarda mutlaka doktor kontrolüne gitmelidirler.

40 yaş üstündeki bayanların her altı ayda bir doktor muayenesi ve her yıl mammografi-meme ultrasonografisi ile tetkiki güvenilir bir uygulamadır.

meme

Meme hastalıkları nedeniyle hekime başvuran hastaların başlıca şikayetleri, meme ağrısı, memede şişlik, meme başı akıntısı, meme başı ve meme derisinde çekilme ve en önemlisi memede ele kitle gelmesidir.

Memenin selim yani kanser olmayan hastalıkları arasında en sık görülenleri “fibroadenomlar” ve “fibrokistik değişiklikler”dir. Genel olarak fibroadenomlar genellikle genç kadınlarda görülürler. Kolayca hareket ettirilebilen, mobil kitlelerdir, makroskopik görünümleri genellikle karakteristik ve tanı koydurucudur. Tedavisiz izlendiklerinde boyutları 2-3 cm’e kadar artabilir ve bu büyüme en az 5 yıl kadar sürer.

Büyüme sırasında tümör her 6-12 ayda bir büyüklüğünün iki katına çıkar. Postmenapozal evrede çok ender olarak görülürler ve gerileyerek küçülürler.

Fibrokistik değişiklikler memede yoğun alanlar veya düzgün sınırlı kitleler şeklinde dikkati çeker. Bazı kişilerde bu alanların içinde milimetrikten birkaç santimetre çapına kadar ulaşan kistler gelişir. Kist gelişme yaşı genellikle 30 yaşlarından sonradır. Adet öncesi dönemde memelerin yoğun alanları ve kistlerde diğer kesimlere göre daha çok sıvı birikir; memede gerginlik, ağrı ve hassasiyet ortaya çıkar. Kistler yuvarlak, düzgün sınırlı, hareketli ve sert kitleler halinde ele gelirler. Adet sonrası dönemde yumuşayabilirler. Sıklıkla her iki memede birden görülürler. Muayenede kitle olarak algılanması ilk başta kanserle karıştırılmasına neden olabilir. Ultrasonografi ile tanınırlar. Genellikle menopozdan sonra kaybolmaya başlarlar.

ben

Yaşamı boyunca birçok kadın meme başı akıntıları ile karşılaşabilir. Bu akıntı tek veya her iki memede olabilir. Çoğunlukla bu akıntılar önemsizdir. Özellikle adet öncesi dönemde berrak ve az miktarda meme başı akıntısı normal kabul edilir. Meme başı akıntısı devamlı ve bol miktarda ise incelenmesi gereklidir. Meme başından gelen koyu kıvamlı ve renkli akıntılar mutlaka araştırılmalıdır. Koyu sarı, yeşil akıntılar iltihaba bağlı olabilir. Meme başından gelen kanlı akıntı aksi ispat edilene kadar kanser gibi ele alınmalıdır.

MEME KANSERI:

Memelerin en önemli hastalığı meme kanseridir. Meme kanseri günümüzde kadınlarda en sık rastlanan kanser türüdür. Yaşamları boyunca her 10 kadından biri meme kanserine yakalanma riski taşır.
Meme kanserinin özel risk faktörleri bulunmaktadır. Bunlar en yalın haliyle:

  • Evlenmemiş ve çocuk doğurmamış olmak
  • Emzirme süresinin kısa olması
  • Adet görmeye erken yaşta başlaması ve ileri yasa kadar devam etmesi
  • Anne, teyze yada kız kardeşlerde meme kanseri görülmesi
  • Hormon tedavisi görmek olarak sıralanabilirler.

kanser

Meme kanserinde tedavi hastalığın evresine göre belirlenir. Erken evrelerde meme koruyucu cerrahi ve koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması veya işaretlenmesi uygun bir yöntemken daha ileri evrelerde ameliyat öncesi tedavi ve tüm meme dokusu ile birlikte koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması veya işaretlenmesi yöntemleri tedavide kullanılabilen alternatiflerdir. Ameliyat sonrası tedavi ve memenin görüntüsünün düzeltilmesine yönelik girişimler hastanın durumuna göre planlanır.

Meme kanserinde en önemli nokta erken teşhis edildiğinde ve uygun tedavi edildiğinde kesinlikle korkulacak bir hastalık olmadığıdır. Önemli olan lezyonun erken yakalanmasıdır, Uygun tedavi edilen hastalar normal ömürlerini yaşarlar.